Re: [Mutlak Son] Arazi

#11
Thomas, başını sallayıp bana insanlığın büyük bir fırsat kaçırdığını söylediğinde tüm ciddiyetimle ona doğru döndüm. “Aynen öyle monsieur. Büyük bir fırsat kaçırdılar. Üstelik, insanlığın fahişesi olan birinin nasıl bu fırsatı değerlendiremediğini anlamıyorum.” Çenemi kaşımaya başladım. “Ama yine de seni o tüpün içerisinde tutamazlardı. Yani ben dışarıda o kahpelerin göt kaşıntılarını geçirirken, senin tüpün içerisinde durman olmazdı. Böyle bir şeye hiçbir zaman izin vermezdim.” dedim. Sonrasında da Kigmi söze girdi. Livei’nin anlattıkları ile benim anlattığım şeylerin başta iki farklı olay gibi dursa da, temelde bazı bunlara çok benzer şeylerin olduğu yüzlerce vaka vardı. Ayna görüntüsü gecikenler, iki farklı yerde aynı insanı görenler, ölmüş biriyle konuşup ertesi gün o kişinin seneler önce öldüğünü öğrenenler ve haritada bulunmayan şehirlere yanlışlıkla girip birkaç saat sonra çıkanlar.

Hiperya tüm bu yaşananları tek bir araştırma sınıfı olarak toplamaya karar verdiğinde, ismini EMBARGO koymuş. Adı duyduğumda ufak bir “tısss” sesi çıkardım gülmemek için. Sonrasında ağzımı kapatarak Thomas’a döndüm. “Neden böyle bok gibi bir isim koymuş?” Şapkalı bu adı duyduğunu söylediğinde, Kigmi olayların kod adından size artık EMBARGO’nun bir insanın kod adı haline geldiğini söylüyordu. Bay Zengin, kendi varlığının farklı boyutlarda var olması ihtimalini fırsat olarak değerlendirmiş, onlardan birini kaçırmıştı. Uzun bir süre O’nun üstünde deneyler yapmışlardı, zihinsel kapasitesinin sınırlarını genişletmek için uğraşıyorlardı. Bir insanın öğrenemeyeceği kadar bilgi onun zihnine zorla aktarılmıştı ve kafası kaldırmamıştı. Duygusal tepkileri körelmişti ilk başta, sonrasında yalan söylemeye ve insanları kullanmaya başlamıştı. İnsanları artık birey olarak değil, değişken olarak görüyordu.

Sonrasında ise ortadan kaybolmuştu, hiçbir sinyal tespit edilemeden gitmişti. Aylar sonra görüldüğünde ise deneyden önceki insan değildi Bay Zengin, açıklayamadıkları şeyler yapabiliyordu. Güçlerinin sınırları tam olarak ölçülememişti, bu yüzden ona o günden sonra EMBARGO demeye başlamışlardı. Friks, bunları nereden bildiğini sorguladığında Kigmi Bay Zengin’in burayı ziyaret ettiğini söylüyordu. Kigmi’nin peşine takılıp ilerlemeye başlamıştık. Dairesel, hiçbir penceresi bulunmayan bir odaya gelmiştik. Kigmi bize ortaya yaklaşmamız gerektiğini söylemiş, zemin titremeye başladığında refleksle ayaklarımı biraz açıp yere doğru dikmiştim gözlerimi. Asansör sayılabilecek bu oynak şeyle birlikte yukarı doğru çıkmaya başlamıştık. Tavandaki metal plakalar sırayla açılmış, Üçüncü Kıta’nın gökyüzü başımızın üzerinde belirmeye başlamıştı.

En üst noktaya ulaştığımızda ise yüzümüze sert bir rüzgar çarpmıştı. Önümüzde helipad, onun üzerinde ise helipad denen şeyden çok daha büyük bir araç vardı. Kocaman bir uzay gemisiydi. Şapkalı, bunu nereden çaldıklarını sorduğunda Kigmi teknik olarak çalmadıklarını söylüyordu. Dünya’nın birkaç yıl önce kıtanın kuzeyine yolladığı keşif ekibini haftalarca izlemişlerdi, sonrasında Serkan onların haberleşmesine sahte bir tahliye emri vermiş, mürettebat gemiden çıktığında bu gemiyi teslim almışlardı. Şapkalı bu sınıf gemilerin biyometrik doğrulama olmadan çalışmayacağını söylese de, Serkan artık çalıştığını belirtiyordu. Bu kısa sohbetin ardından, Kigmi buraya gelmemizin asıl sebebini söylüyordu. Bay Zengin’in karşısına yürüyerek çıkmamak için eğitim almak.

Ders olarak, Uzay Uçuşu ve Savaş Aracı Kullanımı vardı, sonrasında Dünya Silah Sistemleri. Ondan sonra ise Kıtasal Tepki ve Yetenek Kontrolü geliyordu. Friks’in sorusuna karşılık Kigmi cevap vermese de, ben cevap vermiştim. “İki üç metrelik salatalık çıkarma diye.” Dördüncü ders Konumsal Hareket ve Saat Bağımsız Geçişti. Son ders ise Bozulma Farkındalığı olacaktı. Algımıza müdahale edildiğinde bunu tespit etmeyi öğrenecektik. Havalı duruyordu. Kimin neyden başlamak istediğini sorduğunda, Thomas’a doğru baktım. “Dünya silah sistemlerine ne dersin? Birilerinin götünde ikinci bir delik açalım mı?”
► Show Spoiler
Image
GERIR BIREJ
Image
Image
image
Post Reply

Return to “Port Tuploir”

cron